Koşuyolu Mah. Katip Salih Sk. No:60 D:1 Kadıköy / İstanbul
+90 216 428 92 51 info@denizkulturudernegi.org
IMG-LOGO
Anasayfa / Kurumsal

Kurumsal

Deniz Kültürü Derneği 19 Haziran 2008 tarihinde kuruldu. Kurucu Başkan Dr. Hakkı Şen 2008’den 2021 yılına kadar başkanlık görevini yürüttü. Derneğin başkanlığına Hakkı Şen’in sağlığında yapılan Deniz Kültürü Derneği’nin 7. Genel Kurulu’nda kendisinin de isteği ile 2008’den 2021’e kadar Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Ayşe Olcay geldi. Kurucu ve Onursal Başkan Dr. Hakkı Şen ise 23 Kasım 2021’de geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.

 

Deniz Kültürü Derneği, ülkemizde deniz kültürünün geliştirilmesi, gençlere ve çocuklara deniz sevgisinin aşılanması, Türk insanına denizleri sevdirmek ve bu kültürün herkes tarafından kabul görmesi için kuruldu. Bu amaçla 2004, 2008 ve 2010 yıllarında üç Uluslararası Deniz Kültürü Festivali hayata geçiren dernek, ardından “İklim Değişikliği” günümüzdeki tanımıyla “İklim Krizi” için kurultaylar düzenlemeye başladı.

 

Kurucu Başkan Hakkı Şen’in literatüre de giren şu sözleri; derneğin amacını ve kurulma nedenini çok iyi anlatmaktadır. Hakkı Şen’i, saygı, sevgi ve vefa ile bir kez daha anıyor, onun kelimeleri ile “Deniz Kültürü”nü anlatmak istiyoruz.

 

“Deniz kültürü dediğimiz zaman, tüm insanlığın deniz ve denizcilikle ilişkilerinin bütün tarihsel birikiminin insanlık bilincindeki yansımasını anlıyoruz. Böyle olunca, bir toplumun deniz kültürüne ne kadar sahip olduğu, o toplumun hafızasında denizle ilgili ne kadar derinlikli bilgi olduğuyla ölçülür. Bunlar teknik ve bilimsel bilgiden çok, ‘deniz’ dendiğinde insanın bilincinde uyanan çağrışımlar toplamıdır. Deniz kültürünü en anlaşılır biçimde tanımlamak gerekirse, verilecek yanıt şöyledir: Deniz kültürü, denizi, denizciliği, denizcileri merak etmek ve sevmektir. Merak etmek; deniz, denizcilik ve denizciler hakkında bilgilenmeyi doğurur. Sevmek ise, o bilgileri benimsemek demektir. Türkiye’de denizle ilgili meraktan söz etmek çok zordur. Merak olmadan da, öğrenmek ve öğrendikçe de öğrendiğini sevmek mümkün olmaz. Deniz kültürü, tarihin büyük maceraları içinde yapıp ettiğimiz, ürettiğimiz, tükettiğimiz, yapıp ederken, üretip tüketirken biriken bütün bilgilerimiz, duygularımız, davranış normlarımızdır. Bu kültür birikiminin içinde yaşam ve ölüm yan yanadır. İlkel insanın yaptığı ilk sal denizde yüzdüğü zaman duyulan sevincin ilk ritmik türkülere konu olması da, o salın dev dalgaların arasında yitip gittiği zaman yakılan ağıtlar da bu kültürün yol haritasını çizmiştir. Örneğin kültür, bizim tersanelerimizde yaratılmaktadır. Sevinçle ve hüzünle… Unutmamak gerekir: Kendi denizlerini sevmeyen, kendi ülkesini de sevemez; denizsever olmadan, yurtsever de olunmaz. Ve denizler bütün ulusları birbirine bağlar, çünkü çağımızda ne yazık ki, ‘kir tutuyor olsa da’ denizler, düşmanlık tutmaz. Mavi evrensel barışın rengidir çünkü…”